Çocuk Hakları / Evlenmeden Çocuk Yapmak

Evlilik dışı doğan çocuğun hakları

Dr. M. Argun Köteli ‘‘Evliliğin Hukuki Niteliği ve Evlilik Dışı Beraberlikler’’ adlı kitabında evlilik dışı ilişkilerin hukuki durumunu anlatıyor.

Türkiye’de aile yapısı konusunda yapılan sosyolojik araştırmalarda daha çok dini ve medeni nikah üzerinde duruluyor. Bu nikahların ikisini de kıymadan birlikte yaşayan eşlerin durumu üzerine pek bilgi yok. Peki nikahsız birlikte yaşayan çiftlerin karşılıklı hukuki sorumlulukları ne? Birçok Avrupa ülkesinde hukuk sistemi bu tür beraberliklere göre yeniden düzenlenmiş durumda. Türkiye’de böyle bir şey yok. O halde çiftler arasında ihtilaf çıkınca nasıl çözümleniyor?

Nikahsız beraberliği kanıtlamak pek kolay değil. Eşler arasındaki ihtilaflar daha çok babalık davalarıyla mahkemeye yansıyor. Davacının örneğin annenin, baba olduğunu iddia ettiği erkekle belli bir dönemde cinsel ilişkide bulunduğunu ve çocuğun bu ilişkiden doğduğunu kanıtlaması gerek. Davacı kadın mahkemeye bunu kanıtlayacak bazı belgeler sunuyor: Kira kontratı, mektuplar, ortak bir yolculuğun uçak biletleri, otel rezervasyonları vb. Bir ilişkinin kanıtlanması için üçüncü şahıslara, yani komşular, ortak dostların vb. tanıklığına da başvuruluyor.

Eşlerin birlikte satın aldığı malların tasfiyesi de ayrılık durumunda sorun yaratıyor. Böyle bir durum, resmen evli olan çiftlerin ayrılıp mallarını paylaşmasına göre çok daha büyük zorluğa yol açıyor.

Yargıtay’ın 1988’de aldığı bir karar, bu konuda önemli bir adım oldu. Önceki uygulamaya bir örnek verelim: Diyelim ki kadın, bir mobilya üzerinde hak iddia ediyor. Bu durumda karşı taraf, yani erkek, bu mobilyayı kadına fiziksel ilişkiyi sürdürmesi için bir ücret olarak verdiğini iddia edebiliyor, o zaman da mahkeme kadının talebini geri çeviriyordu. İşte bu durumda kadının, erkekle arasındaki ilişkinin sırf cinselliğe dayalı olmadığını, kelimenin bütün anlamıyla bir ‘‘beraberlik’’ yaşamış olduklarını kanıtlaması gerekiyordu.

Ancak Yargıtay’ın 1988’de aldığı karara göre artık evlilik dışı beraberlik sırasında verilen hediyeler geri istenemiyor.

TAZMİNAT DAVASI

Nikahsız yaşayan eşler arasında ilke olarak hukuksal bir ilişki yok. Beraberliğin yalnızca bir fiili durum olduğu, eşlerin birbirlerine karşı beraberliği sürdürme borçlarının da bulunmadığı, her birinin dilediği zaman diğerini terkedebileceği düşünülüyor. Ancak terkeden eş erkek olduğunda, terkedilen kadına bazen ‘‘haksız fiil’’ nedeniyle bazen de erkek tarafından önceden verilmiş bir sözün yerine getirilmediği iddiasıyla, tazminat davası açma hakkı tanınıyor.

Bu tür davaların açılabilmesine imkan veren açık bir yasa hükmü mevcut değil. Ancak iki kişinin ilişkisinde aynı zamanda bir nişanlılık ilişkisi varsa, bu ilişkiden bir çocuk olmuşsa, birinci durumda her iki eş, ikinci durumda sadece kadın maddi ve manevi tazminat isteyebiliyor. Medeni Kanun’un 304 ve 305’inci maddeleri evlilik dışında doğan çocukların baba ile olan hukuki ve mali ilişkilerini düzenlerken, anneye de maddi ve manevi tazminat adı altında para verilmesini öngörmüş.

Davanın tek şartı davalının çocuğun babası olduğunun kanıtlanması. Bu şart yerine getirildiğinde yargıç ‘‘erkek, doğum masraflarını, doğumdan önce ve sonra en az dört hafta süresince kadının bakım giderlerini ödeyecektir’’ şeklinde karar alıyor.

Medeni Kanun’un 305’inci maddesi ise davalının baba olduğunu tespit ediyor. Ayrıca fiziksel ilişkiden önce erkek tarafından kadına evlenme vaadedilmiş olması, fiziksel ilişkinin erkeğin kadın üzerindeki nüfuzunu kötüye kullanması sonucu kurulmuş ve bunun suç teşkil etmesi durumlarında manevi tazminat davası açma yetkisi öngörüyor.

YOK SAYILAN EVLİLİK

Türkiye’de Medeni Kanun’un kabul edilerek belediye nikahına geçilmesi, geleneksel nikahı yok etmedi. Geleneğin sürmesi, yasa önünde yok sayılan yığınla evliliğin ortaya çıkmasına yol açtı. Bu durumda hukuk, gerçekliğe ayak uydurmak zorunda kaldı. Yaptırımlar bir işe yaramayınca, her beş yılda bir çıkarılıp beş yıl boyunca yürürlükte kalan af yasalarıyla bu ‘‘imam nikahlı’’ evlilikler onaylanıyor, bu evliliklerden doğan çocuklar da ana babanın rızasıyla ‘‘meşru’’ hale getiriliyor, yani babanın nesebine bağlanıyor.

Çocuğun nesebinin ana ve babaya bağlanabilmesi için onun ya evlilik içerisinde ya da boşanmadan sonraki ilk dokuz ay içinde doğmuş olması gerekiyor. Evlilik içinde doğan çocuklarda ana velayet hakkını babayla birlikte doğum anında otomatik olarak kazanıyor. Ama kadın evlenmeden çocuk doğurursa, karşısına ‘‘mahkeme velayeti anaya verebilir’’ yolunda bir hüküm çıkıyor. Ananın çocuk üzerindeki bu hakkı yargıcın kararına bırakılmış.

Evlilik dışında yaşanan bir beraberlik sırasında doğan çocukla babası arasındaki ilişkiye gelince, Türk hukuku, bir erkeğin birlikte yaşadığı kadının doğurduğu çocukla arasında herhangi bir ilişki olabileceğini otomatik olarak kabul etmiyor. O erkeğin o çocuğun biyolojik babası olduğunun kanıtlanması gerekiyor.

Halbuki evli bir kadın çocuk doğurduğunda kocası otomatik olarak çocuğun babası kabul ediliyor. Koca eğer ‘‘bu çocuk benim değil’’ derse, bu sefer bunu mahkemede kanıtlaması gerekiyor…

Evlilik dışında doğan çocukların babaya bağlanabilmeleri için Medeni Kanun’un 247 ve 249’uncu maddelerindeki yollar öngörülmüş.

Madde 247, ‘‘evlilik haricinde doğan çocukların nesebi, ana babanın birbirleri ile evlenmeleri ile kendiliğinden sahih olur’’ yolunda bir hüküm. Madde 249 ile de babalık ilişkisi dava yoluyla kuruluyor.

249’uncu madde, anne babanın birbirlerine evlenme vaadetmiş olması ama bunun gerçekleşmemesi halinde devreye giriyor.

Dava şartları arasında yer alan karşılıklı evlenme vaadi, mutlaka tarafların nişanlanmış olması gerektiği anlamına gelmiyor. Ana babanın evlenmeyi düşünmüş olmaları, bu niyet ve düşüncenin dışa yansımış ve somutlaşmış olması yeterli sayılıyor. Ancak bu vaadlerin karşılıklı olması, tek taraflı bir evlenme vaadinin yetmeyeceği de maddede yer alıyor.

Evlilik dışında doğan çocuk, kendisini istemeyen babasına karşı Medeni Kanun’un 297’nci maddesine göre dava açabiliyor. Tabii bunun için babasının annesine evlenme vaadetmiş olması gerekiyor.

Peki ya zavallı çocuk bir tecavüz sonucu dünyaya gelmişse? Bu durumda da çocuğa ya da annesine babalık davası açması hakkı tanınıyor. Baba ölmüşse o zaman dava mirasçılara karşı açılabiliyor.

YA ÇOCUĞUNU ‘TANIRSA’

Bir erkeğin, evlilik dışında doğan çocuğunu kendi soyuna, kendi isteğiyle bağlaması tek taraflı hukuki bir işlem. Buna hukukta ‘tanıma’ deniyor. Manidar bir kelime… Çocuğun kimler tarafından tanınabileceği, Medeni Kanun’un 291’nci maddesinde titizlikle belirtiliyor: ‘Tanıyan’ kişi, ancak baba, eğer o ölmüşse onun babası olabilir.

Ama bu da yetmiyor. Diyelim ki bir erkek ‘‘evlenmesi yasak olan’’ bir kadından bir çocuk sahibi oldu. En aşırı örneği ele alalım: Diyelim ki kızkardeşiyle bir ensest ilişkisinden bir çocuğu doğdu. İşte o zaman, o çocuğun gerçek babası bile olsa, Medeni Kanun’un 292’inci maddesine göre çocuğu ‘tanıyamıyor.’ Tanımayı engelleyen bir başka koşul daha var. Diyelim ki evli bir erkek, başka biriyle evli bir kadından bir çocuk sahibi oldu. O çocuğu kendi çocuğu olarak ‘tanıyamıyor.’

Evlilik dışı doğan çocuğun miras hakları da anneye ve babaya göre değişiyor. Bir kadın ister evli, ister ‘evsiz’ olsun bir çocuk doğurunca o çocuk annenin otomatik mirasçısı. Ama babasının mirasçısı olması için ya babasının kendisini ‘tanımış’ olması ya da mahkemenin ikisi arasında bir ‘nesep bağı’ kurmuş olması gerekiyor. Bunlar sağlanırsa evlilik dışı doğmuş bir çocuk, babasının mirası konusunda evlilik içi doğmuş kardeşiyle eşit haklara sahip. Ama Avukat Doğan Selimoğlu, bunun çok yeni bir gelişme olduğunu hatırlatıyor: 1990’a kadar, evlilik dışı doğmuş bir çocuğun baba mirasındaki hakkı, kardeşinin yarısı kadardı; 1990’da Medeni Kanun’un 443’üncü maddesinde bir değişiklik yapılarak bu eşitsizlik düzeltildi.

4 Avrupalıdan biri evlilik dışı doğuyor

Avrupa Birliği istatistik idaresi Eurostat, bu ay Avrupa ülkelerindeki ailelerin durumuyla ilgili son verileri yayınladı. Rakamlara göre, 1996 yılında doğan Avrupalıların dörtte biri, evlenmemiş anababaların çocuğu. Bu oran, 1980’e göre açık bir biçimde yükselmişti. Çünkü 1980’de doğanların yalnız yüzde 10’u evlilik dışında dünyaya gelmişti. Bazı ülkelerde bu oran çok yüksek. Örneğin İzlanda’da 1996’da doğanların yüzde 60.7’si, 1997’de de yüzde 65.2’si evlenmemiş insanların çocukları.

ABD’de evlenmemiş kişilerden doğan çocukların oranı Avrupa’dan daha da yüksek: 1996’da yüzde 32.4. Bu oran 1980’de yüzde 18.4’tü. Japonya’da 1989 rakamlarına göre doğan çocukların yalnız yüzde 0.8’i evlilik dışında dünyaya geldi.

Batı ülkelerindeki evlilik dışı doğan çocuklara ilişkin bu yüksek rakamlar, bu ülkelerde nikahsız beraberliklerle ilgili düzenlemelerin niçir hukuk sistemine girdiğini ortaya koyuyor: Fiili durum hukuku zorluyor.

Kaynak: kadınlaricin.net, 20.03.2010

Reklamlar

3 thoughts on “Evlilik dışı doğan çocuğun hakları

  1. Benim evlilik disi bir çocuğum var toprak 4 yaşına girecek Kasımın 12 de babası üstüne aldı ama hiç bir şekilde ilgilenmedi 2 yaşına kadar hiç görmedi ondan sonra 3 ayda bir 6 ayda bir gelmeye başladı tabi bu arada beni sürekli tehdid edip ona dönmem için baskı uyguluyordu evliydi 3 tane çocuğu vardı ( ben hamileyken ailemin yanına yerleştim dogumumu orda yaptım ve halen ailemle yaşıyorum ) evlenmeye karar verdim son altı aydır tehdid mesajlari alıyordum ailemde alıyordu böyle olunca sık sık gelmeye başladı son iki aydır her hafta gelmeye basladi en son 4 gün önce evimize gelip ben Yanlızken oğlumu alıp gitti görmeye geldim diye ve getirmedi 4 gündür oglumdan haber alamiyorum arıyorum açmıyor şikayetçi oldum bir sonuç yok benim şimdi benim oğlum hiç tanımadığı insanlarla beraber ve koah hastası takip edilmesi gerekiyor hiç bir yerden sonuç alamıyorum ben toprak için Nasıl bir hak talep edebilirim hukuki yoldan mahkememız olmadı ve resmi velayeti yok bende oğlumu geri alabilirmiyim

  2. Lutfan bana yardım edin kocam benimlen evli bizim bi oğlumuz var ama kocamın evlilik dışında bi cocu oldu başka bi kadından….kocam onu üzerine alabilirmi kimlikte kimin anne ismi yazılacak benim ismim yada doğan annesenin

    • Evet eşiniz başka birinden olan çocuğu kendi üstüne alabilir. Sizin üstünüze alamaz. Annesi kimse onun adı yazılır. Bu çocuğun hakları sizinkiyle eşittir, öyle de olması gerekir zaten – eşinize ve birlikte olduğu kişiye kızabilirsiniz, fakat çocukların suçsuz olduğunu unutmayın. Sizin için çok zor bir durum, fakat bu çocuk sizin oğlunuzun kardeşi.

Yorum yazabilirsiniz (kaydolmaya gerek yok)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s