Evlenmeden Çocuk Yapmak / Karar Vermek

Bekar ve hamile: aileme nasıl söyledim?

IMG_6995aBabam ve oğlum, Ali’nin doğduğu gün.

Ali’ye hamile olduğumu anladığım gün çok net aklımda. Bende yumurtlama bozukluğu, adet düzensizliği filan var (polikistik over sendromu – pos), adetimin ondan geciktiğini düşünüyordum, ama yine de bir test yapayım dedim. Çocuğu ben istiyordum, Kerem de çok hevesli olmasa da razıydı, “olursa güzel olur” derken ikimiz de olacağını düşünmüyorduk aslında. O kadar aklımda yoktu ki eczaneye gidip test almaya da üşenmiş, nasılolsa dışarı çıkacağız o zaman alırım demiştim, alelacele vapura yetişirken eczaneden aldığım testi, gideceğim yere götürmek uygun olmaz diye vapur tuvaletinde yapmıştım. “Sonucu ne tahmin ediyorsun?” dedim Kerem’e, “bence yok” dedi. Kalabalık vapurda, can simidi kutusunun üstünde, pozitif test sonucumuzla oturup etrafı seyrettik gülümseyerek (Haziran 2010, 27 yaşındaydım).

9 senedir filan beraberdik. Ailelerimiz zaten tanışıyor ve baya iyi anlaşıyorlardı, ama ayrı şehirlerdelerdi, biz de o döneme kadar hep ayrı yerlerde yaşamıştık Kerem’le, aynı şehirde aynı evde yaşamaya başlayalı 3-4 ay olmuştu. Daha önce, Kerem’in kardeşinin nikahında ailelerimiz ikimize de “evlenin” diye epey baskı yaptılar. Aslında iki taraf da, açık görüşlü olduğunu düşünen, okumuş insanlar, kendilerine sorsan muhafazakar da değiller. Ama işte, madem önemli değilmiş bizim için nikah, devletin onayı, o zaman evlenelimmiş, birbirimize karşı sorumlu davranmalıymışız, ya birimize birşey olur da resmi ilişkimiz olmadığı için diğeri onu kurtaramazsaymış, filan. Tabii bunlar bebekten çok önce konuşulan, bizim de hiç kabul etmediğimiz şeylerdi. Kerem’in annesinin hiç unutmayacağım açıklıkları vardır. Bunlardan biri, bizi evlendirme çalışmalarından birkaç sene sonra, bebekten de birkaç sene önce bir gün “tamam evlenmiyorsunuz, ama ayrılmıyorsunuz da, bari bir çocuk yap” demişti.

Hamile olduğumu anladığımızda hafta sonuydu, haberi hemen vermek istemediğimiz için “hamileyken ne yapmamak lazım” konusuna bile internetten bakmıştık. Pazartesi sağlık ocağında bana “yüzde 50 düşük riski var” dediler. Ailelerimize haber vermek için doktora gitmeyi bekledik. Önce kızkardeşime söyledim, ve yakın iki arkadaşa. Kardeşim de bizle beraber gelmişti hastaneye. Ailelere söylemek için, o zaman oturduğumuz evden taşınmayı da bekledik (alt katta oturan psikopat ev sahibi yolumuzu kesip bazen bıçakla bazen çay kaşığıyla tehdit ediyordu, bebek için çok korktuk hemen taşındık). Sevineceklerini ama bize evlenin diye tutturacaklarını biliyorduk tabii.

Kerem’in ailesi başka bir şehirdeydi, benimkileri yeni evimize davet ettik. Annemi yol tutmuş o gün, “ne biçim bi yerde oturuyorsunuz, ben de bi daha buraya gelirsem” diye söyleniyor, Kerem ben ve kardeşim buna gülüyorduk, görürsün sen. “Size birşey söyleyeceğiz ama çok kapılmayın” dedim. “Benim bir çocuğum olacak” dedi Kerem. Annem bir çığlık attı, babam sıkı sıkı sarıldı bana, çok güldü, gözünden yaş geldi mutluluktan. O gün şaşkınlıktan, evlilik bahsini açamadılardı galiba. Kerem’in ailesine akşam telefonla haber verdik onlar da çok sevindiler.

Bebek için risk vardı tabii, kalp atışını bile daha görmemiştik. Durum kesinleştikçe, özellikle ilk 10 hafta riskli zaman bittikten sonra “ısrar”lar artmaya başladı. Hepsini uzun uzadıya anlatmayayım. Bizim evlenmemiz önünde herhangi bir engel yoktu, ama evlenmezsek başımıza korkunç şeyler gelme ihtimali de yoktu (bakınız, Hacire Göv. Şemse Allak. Güldünya Tören). Anneler babalardan daha makuldü, nikahtansa bebek daha çok ilgilendiriyordu onları (ama annem, neden Kerem’le evlenmiyorsun, daha iyisini mi bulacaksın, demişti). Kerem’in babasıyla eniştesi onu kıstırıp benle evlenmesi gerektiğini, kendisini benim babamın yerine koymasını, babamın zor durumda kalacağını filan anlattılar. Aynı dönemde babam da benimle konuştu. Babalarımız başta bizi mutlaka ikna etmeleri gerektiğini düşünüyorlardı, bunu bir babalık görevi olarak gördüler sanırım. Hem annem hem babam Kerem’i epeydir tanıdıkları ve sevdikleri halde, ikisi de evlenmek istemeyişimin Kerem’le bir ilgisi var mı diye sordular, acaba ona güvenmiyordum da o yüzden mi evlenmiyordum? Konu Kerem değildi, bunu anladılar (ama her iki aile de, Kerem iyi huylu olduğu için aslında evlenmek konusunda onun ikna olabileceğini fakat ben istemiyorum diye evlenmediğimizi düşündü, herhalde hâlâ öyle düşünüyorlardır. Aslında evlilik kurumuna ikimiz de karşıyız hatta Kerem düğün dernek gibi kalabalıklara konu olmayı hiç istemez, benim içinse pek fark etmez bu kısmı). Daha uzatmadan size babamla aramızda geçen konuşmanın ana hattını anlatayım:

Babam, evlenmeden çocuk yapmayı “etik olarak” doğru bulmadığını söylüyordu, “ahlaksızlık” olarak gördüğünü söylemedi, dili varmadı belki. Ben ısrarla sordum, nesi yanlış? Neden yanlış?

– Çocuk bundan zarar görür.

– Görmez, nasıl zarar görecek? Çocuğun üstünde “annesiyle babası evli değil” mi yazıyor? Kimliğinde bile yazmayacak.

– Sen bunu araştır kızım. Okulda öğretmenleri bilecek. Arkadaşları alay edecek. Küçük yerde yaşıyorsunuz, herkes bunu duyacak, dalga geçecekler. Küçücük çocuğu kendi inadınız yüzünden zor durumda bırakacaksınız, bunu neden yapıyorsun aklım almıyor.

– Okulda öğretmenlerinin bilmesine gerek yok. Ayrıca biz onu savunuruz, koruruz. Bu zihniyete sahip olmazsa kendisi de bunlardan etkilenmemeyi bilir. Doğru bildiğini yapmak bence çocuk için çok daha iyi, inandığının dışında hareket etmemek, samimi yaşamak çocuk için çok iyi bir şey yapmak bence. (Hakikaten de araştırdım, çevrenin bir çocuğun evlilik dışı olduğunu öğrenmesi çok zor, siz söylemedikçe. Anne ve babayı beraber gördüklerinde bebek de varsa bunlar evlidir diyorlar zaten. Tartışmaya girmediğiniz insanlara “evli değiliz” diye açıklama yapmanıza gerek yok. Ama kimseye “aha biz evlendik” demeye de gerek yok. Babanın hiç görünmediği durumlar* daha zor, bunu ayrıca yazıcam.)

– Bunlar sizin doğrularınız, çocuğa bunu dayatıp hayatını zorlaştıracaksınız. Bu kötülüktür. O yüzden yanlıştır.

– Ben gerçekten anlamıyorum senin bunu neden ısrarla yanlış bulduğunu. Evlenmek isteyenleri evlendirmiyorlar, kaçanları namus diye öldürüyorlar. Eşcinsellerin evlenmesine izin vermiyorlar. Evlenmek istemeyenleri zorla evlendiriyorlar, nikah var diye o ilişkiye kimse sesini çıkarmıyor, o yanlış değil de çocuğu olan iki insanın evli olmaması mı yanlış? Ben bu işin parçası olmak istemiyorum. Sen beni inanmadığım bir şeye zorluyorsun. (Bu çok duygusal bir konuşmaydı, benim epey sinirim bozuldu, beni üzdüğü için babam da üzülüyordu bir yandan…) Neden yanlış bu, bana net bir şey söyle, anlayamıyorum. Bak mesela, namus cinayeti işleyenler, evlenmeden ilişki namussuzluktur diyorlar, sen öyle demiyorsun, biliyorum. Dindar insanlar nikah şarttır, yoksa zina olur diyorlar. Sence biz zina mı ediyoruz, bu yüzden mi evlenin diyorsun?

– Hayır tabii ki.

– Biliyorum öyle düşünmediğini, ama neden bu kadar ısrarla evlenmeden çocuk doğurmayı yanlış buluyorsun, böyle net bir şey söyle bana.

– Tamam. Bu çocuğu evlenmeden doğurman ahlaki bir davranış değil. Çünkü ahlak nedir, herkes için doğru olanı, iyi olanı yapmaktır. Sadece kendin için doğru olanı yapmak ahlak değildir. Toplumun değerlerini yanlış buluyor olabilirsin ama sonuçta bu toplumda yaşıyorsun ve bu çocuk da burada kendi etrafındaki insanlardan etkilenecek, örselenecek, hırpalanacak. Çocuk için böyle bir risk alamazsın. Onu böyle hırpalanmaya açık bırakmak onu kötü davranmak demek, eğer evlenmezseniz çocuğunuza kötülük yapmış olacaksınız. Buna hiç hakkınız yok.

– Baba çocuğu üzmeyi yıpratmayı ben de hiç istemem tabii ki. Öyle bir durum olursa, gerçekten bebek bundan kötü etkilenecek olursa gerekiyorsa nikah da yaparım tamam, ama gerekli olduğunu gerçekten hiç sanmıyorum. Evli olmadan doğuran insanlar senin sandığından çok daha fazla.  Sırf babasından gelen emekli maaşını kaybetmemek için evlenmeyen o kadar çok kadın var ki her yerde. Kendi kimliği olmadığı için evlenemeyenler, nikah işlemleri çok pahalı olduğu için evlenmeyenler var. O yüzden de toplumda resmi nikahı olmayanlara karşı genel bir düşmanlık yok aslında. Ayrıca asıl ahlaksızlık, annesiyle babası evli değil diye bir çocuğa kötü davrananların yaptığı şeydir. Burada böyle bir kötülük var diye, veya kötülük olma ihtimali var diye onların davranışına göre davranmak ahlak mı? Annesiyle babası evli değil diye çocuğa ayrımcılık yapanların, piç diyenlerin davranışını sen doğru buluyor musun?

– Tabii ki bulmuyorum.

– O zaman o çocuğu onlardan korumak gerekiyorsa bizimle beraber sen de onu savunursun. Ki savunacağını da biliyorum. Burada bana evlen diyeceğine, evli değilim diye benden para isteyen hastaneye dava açmam gerekirse bana destek olman lazım. Arkadaşlarıma torunumu göstermeyecek miyim, “Zeynep ne zaman evlendi” diyenlere ne diyeceğim diyorsun, “evlenmedi” diyebilirsin, bu da bir savunmadır…

– Bu benim için çok zor kızım.

Konuşmamız özetle böyle oldu. Karşılıklı birbirimizi daha iyi anladık ve ikimiz de ikna olduk. Ben kendi adıma, çocuğum eğer olur da benim evli olmamamdan dolayı ciddi bir sıkıntı yaşayacak olursa evlenmeyi kabul ettim. Onun haklarını araştırdım. Hiçbir sıkıntıları olmadı ikisinin de şimdiye kadar. Babam da, içine tam olarak sinmese de, bana “evlen” diye ısrar etmedi. Bu büyük bir fedakarlık aslında. Hatta, hastaneyi dava etmem gerekirse mahkemelere bulaşmak istemem dedi ama, sonuçta konu babam üzerinden sahip olduğum sosyal sigorta olduğu için, bu konuda dava açmama itiraz etmeyeceğini bile söyledi. Harika bir dede oldu. İşlerini bile torunlarına göre ayarladı, her hafta bir gün gelip Ali’yi alıyor, kendi evlerine götürüyor. Ali’nin anneannede gece yatısından sonra ertesi gün ben gidip alıyorum onu. Annemin kardeşimin yanına gittiği, evde olmadığı zamanlarda babam Ali’ye tek başına bakıyor. Ali şimdi 3 yaşında ve pek zor bir çocuk değil ama daha önce bu bakıma Ali’nin yemeğini yedirmek, altını değiştirmek, uyutmak filan da dahildi, tek başlarına dede-torun takıldıkları günlerden de çok memnun kalıyorlar hep. Üstelik annemle babam, çocukların bakımı konusunda benim çeşitli dırdırlarımı da çekiyorlar (neden o saatte uyuttun, mama sandalyesine oturtma, bırak kendisi yesin, vesaire…).

Ali doğduktan kısa süre sonra “acaba evlenirler mi ki inşallah” sorusu gündemden tamamen düştü. Dedeler, anneanne ve babaanne ilk torunlarıyla mest oldular. Cemo’ya hamileyken evlenme konusu yine biraz gündeme geldi, “belki bu sefer evlenirler inşallah”, ama olmayacağını biliyorlardı. Bu arada, bu yazıyı yazmaya annemlerde başladım. Bu konuda bir site yaptığımı da biliyorlar, “sence kaç kişi bakmıştır anne, siteye?” dedim. 1000 filandır, dedi. Gerçek rakamın daha yüksek olması beni sevindirsin diye düşük söylüyor biliyorum. Ama 2 senede 40.000 kişinin bu siteye gelmesine çok şaşırdı. Gelenlerin bir kısmı anne sütüyle, bebek uykusuyla ilgili deiğer yazılara da geliyorlar ama bu 40 binin en az 25 bini evlenmeden çocuk yapan ve bu konuyu araştırırken bu siteyi bulan insanlar. Görünenden çok daha yaygın bir durum evlenmeden çocuk yapmak.

Bu süreçte hiçkimseye “evlendik” filan demedik. “Evliyiz” de demedik. Ama ara sıra, esnaf, pazarcılar filan, ikimizi de biraz tanıyan çevre, “eşine selam söyle” filan dediğinde, “aaa biz evli değiliz ki” demiyorum, “olur söylerim” diyorum. Kimi kastettiklerini biliyoruz sonuçta, eş diyerek. Nikah olmadığını her mecrada vurgulayıp şov yapmaya gerek yok.

Evli olmadığımızın çocukla ilgili resmi kayıtlara geçtiği birkaç yer oldu. Birisi nüfusa kayıt, tabii ki (buradan okuyabilirsiniz), ama çocuğun nüfus cüzdanında filan yazmıyor evli olmadığımız. İkincisi, muayenelerde değil ama doğum yaparken hastanede sordular nikah olup olmadığını. Neden sordular bilmiyorum. Nüfusu takip etmek istiyorlar herhalde. O odada doğum için açılma bekleyen 3 kadındık, biri evli ikisi bekar 🙂

Üçüncüsü, sağlık ocağında gebelik takibi yaparken yine genel bilgiler soruyor, kaç yaşındasın, kaç kilosun, kaç yıllık evlisin, evli değilim. Ne zamandır berabersiniz diye soralım o zaman. Sorun yok.

Yaşadığımız yerin nüfusu 2000 kadar. Ali’ye hamile kalmadan kısa süre önce buraya taşındık, şimdi buradaki çoğu insan tanıyor bizi. Arkadaş olduklarıma, lafı açılırsa söylüyorum evli olmadığımızı. Birileri de biryerlerden duyup kesin söylüyordur arkamızdan. Fakat karşımıza hiç çıkmadı bu laf. Fazla bir dedikodu potansiyeli yok bence; “biliyor musun Zeynep’le Kerem evlenmemişler.” “İyi, ne yapalım?”

Bu yazıyı evlenmeden bebek bekleyen anne ve babalar ve aileleri için yazdım. Sizin de böyle bir hikayeniz varsa aşağıda yorum olarak yazabilir veya zeynepinyeniadresi@gmail.com adresine yazabilirsiniz.

DSC07427Ali, dedesiyle gezmekte.

Reklamlar

20 thoughts on “Bekar ve hamile: aileme nasıl söyledim?

  1. Mrb Zeynep. Yazilarini hamile kaldigimi ogrendikten hemen sonra takip etmeye basladim. Kendime cikis yolu ararken. 2 senelik bir iliskim var, ailem den uzak bi sehire atandim. Erkek arkadasimla da burada tanistik. Cok guzel giden bi iliskimiz var. Ve ben suan 1 aylik hamileyim. Normal sartlarda seneye evlenmeyi dusunen bi cifttik. Ama suan evlilik isini biraz hizlandirmamiz gerek. Ailem durumu bilmedigi icin evlilik israrlarima seneye kadar bekleyin diye tepki veeriyo. Annem cok iyi kalpli anlayisli sabirli bi kadindir. Ama boyle bi durumu nasil karsilar bilmiyorum. Babama soylemek aklimin ucundan bile gecemiyor. Cunku bu konu da senin kadar sansli degilim.. yakin bi zaman da gidip durumu annemle paylasicam ama nasil soylemeliyim bilmiyorum. Soylerken yanliz mi olmaliyim, nasil cumleler kurmaliyim bilmiyorum..

    • Merhaba Nur, tebrik ederim bebek için. aileni tanımadığım için bir şey diyemem, önce annenle sonra babanla konuşmak daha iyi olur belki… onları tanıdığın gibi, içinden geldiği gibi, kendini iyi hissettiğin şekilde konuş desem, güzin abla gibi konuşmuş olacağım… fakat senin mesajından anneme ve kerem’in annesine bahsetttim, belki onlar, kendilerini senin annenin yerine de koyabilecekleri için, daha anlamlı bir şey söyleyebilirler.. kolay gelsin, sevgiler

  2. Saçma buluyorum. Bende evlenmeden 4 yıl yaşadım eşimle. Apartmanda vs herkes evli bilirdi bizi. Ne zamanki cocuk düşündüm hamile kaldım nikah kıydık. Babanıza torununu savun diyorsunuz. Niye böyle birşeye gerek olsun. Neden savunmaya gecelim. Tertemiz bir cocuk neden hep savunulsun. Evlilik bana da ters ancak çocuğumu bu kavgaya sokamam. Annelik fedakarlık ya biliyoruz, marjinal kalıplarımızdan sırf onun için feragat edemiyorsak daha anne olamamışızdır. Velhasıl cok sacma buldum okuduklarımı. Hele evli erkeklerden hamile kalanlar, başkasından hamile kalıp cocugu kocaya yutturmak isteyen sahtekarların buraya yazması, sığınması çok komik. Sizinkiyle bir degil ki onların yaptıgı. Onlar fırsat kolluyorlar nikah için can atıyorlar. Cocukla yuva yıkıp kendilerini kakalamak isteyen zavallılar. Bence izin ve prim vermeyin onlara. Madem cok idealist ve marjinal düşünceleriniz var bu yolda yanınıza zavallıları almayın. Kendi seciminizi toplumun bu basit kısmıyla bir tutup rezil etmeyin. Çünkü inandırıcılığınız kalmıyor. Evlenmiyor gibi degilde kin dolmuş evlenemiyor gibi algılanıyorsunuz. Ben cok asil evlenmemiş cocuklu kadınlar gördüm. Evli erkekten cocuk yapana asifte, nübaskadından hamile kalıpta kocasına yutturmaya çalışana sahtekar diyecek kadar kendilerinden eminlerdi.

    • Çocuklarımı herhangi bir kavgaya taraf etmeyi ben de istemiyorum Seda. Burada onların açık adını, fotoğraflarını kullanmamamın nedeni de bu mesela (gerçi internete çocuklarla ilgili fazlaca bilgi koymayı kimse için doğru bulmuyorum. ileride tüm arkadaşlarının, sevgilisinin, patronunun kolayca bulacağı yerde, çocukluğuna dair özel bilginin olmasını belki istemeycek çocuk?). Şimdiye kadar bu konuda hiç yalan söylemedim, ama soran da olmadı çevreden, çpocuklara da bir problem çıkmadı. O problemlerin çıkabileceği, babanın hiç ortada görünmediği, annenin zor durumda, tek kaldığı ve herkesin konuşup durduğu yerler var. “Orospu” denen annelerin, “orospu çocuğu” denen çocukların yanında durmak demek, kendini veya çocuğunu feda etmek demek değil ki.

      marjinal olmak gibi bir derdim asla yok. bilakis evlenmemenin gayet normal olduğunu düşünüyorum. mükemmelliyetçi bir yerde durup herkesi eleştirmek, en iyisi olmak için başka annelerle yarışmak bence iyi bir annelik modeli değil. içinde bulunduğu özel şartları bilmediğimiz başka insanları burada yargılamak hiç bana göre bir şey değil, kimseye sahtekar ya da aşifte demek bana düşmez. size de düşmez. “çocuğu kocaya yutturmak” dediğiniz şey, çoğu zaman, çoktan bitmiş evliliklerde eşitsiz kanunlar yüzünden çocuğun gerçek babasına değil resmi koca üstüne kaydedilmesi zorunluluğundan kaynaklanıyor. öz babaların çocuklarının babası olarak kolayca tanınma hakkını, annelerin evli veya bekar olmaları bir yana çocuklarını gerçek babaları üstüne kaydederken “bunu kim bilecek” diye endişe etmemelerini savunuyorum. bunda beni rahatsız eden, utandıran hiçbir şey yok. nikahlı iki kişinin çocuğu, nüfus cüzdanında öz anne babasının adını görmeyi ne kadar hak ediyorsa, nikahsız anne babanın çocuğu da o kadar hak ediyor bunu. olaya çocuk açısından bak bence, tüm çocuklar eşit değil midir? Yine çocuklar açısından baktığım için buraya yazanlara çocuklarının varlığını diğer kardeşlerinden saklamalarının iyi bir şey olmadığını da hatırlatma gereği duyuyorum zaten.

      yuva yıkmak vesaire laflarına hiç katılmıyorum. yuva = evlilik diye bir şey yok. yorumlarda da maillerde de bir çok insan evliliklerini şu veya bu nedenle, bazen isteseler de, bitiremediklerini, kağıt üzerinde kaldığını yazıyor. kaldı ki evlenmeye can atanlarla da bir sorunum yok benim. kimseyi evlenmeden doğurmaya ikna etmeye çalışmıyorum, kendimin ve başkalarının evlenmeye zorlanmasını istemediğim gibi. tutumum gayet net bence, belki buralarda yazılanları daha çok, daha dikkatli okursan anlarsın bunu.

      “Evlenmiyor gibi degilde kin dolmuş evlenemiyor gibi algılanıyorsunuz. Ben cok asil evlenmemiş cocuklu kadınlar gördüm. Evli erkekten cocuk yapana asifte, nübaskadından hamile kalıpta kocasına yutturmaya çalışana sahtekar diyecek kadar kendilerinden eminlerdi.” Bu sert cümleleri kurarken kendinizle gurur duydunuz belki de. Asalette hiç gözüm yok. Bilakis, hazzetmem kendini başkasından üstün görenlerden. İsteyen kin dolmuş desin, fark etmez benim için. Şahsen kin filan dolmadım ama, kin dolana evlenemeyene de yer olmalı bu dünyada, sizin zavallı, aşifte, sahtekar dediğiniz başka insanlara da.

  3. Geri bildirim: Bekar ve hamile: Aileme nasıl söyledim? | Uzunçorap

  4. Mrb bende evlilik dışı hamileyim tabi benimkisi bebeği kabul etmedi basta istiyordu ailesi baskı yapınca oda benden uzaklaştı suan 38. Haftadayım erkek bebek bekliyorum yalnızım bu yolda maleseff zor bir hayat ve süreç var önümde şuan düşünmüyorum bunları stres yasamamak için babalık davası açtım tabikise bebeğimin haklarını almak için Benim size sorum olacak ben de babamın ssk yararlanıyorum şuan geçenlerde sgk gittim veznedeki çalışan muayenelerimin sgk tarafından karşılandığını ama doğumu kesinlikle karsılamadığını söyledi bekar olduğum içinmiş böyle birşey varmı sizde nasıl oldu bu durum cvp verirseniz memenun olurum tşkler

    • Rüya sana bi şey sorucam bende aynı durumdayım babamın ssk dan yararlanıyorum muayene olunca aileyi bilgilendiriyorlar mı

      • Bilgilendirmiyorlar ama beana denilen muayeneler karşılanıyor doğum karşılanmıyor kesinlikle sgk bana yeşilkart çıkarmamı önerdi doğumu karşılarmış

        • Merhaba ben her iki doğumu babamın sigortasıyla yaptım ve hiçbir ücret ödemedim. çocuklarımın doğum tarihleri şubat 2011 ve aralık 2012. yeşilkart babamın da yok benim de, hiç öyle bir şey çıkartmadık biz.

          benim doğum yaptığım tarihten sonra yasa değiştiyse bilemem ama bence hamilelik muayenesini karşılıyprsa doğumu da karşılaması gerekir.

          bu sitede sgkdan aldığım belgeleri bulabilirsiniz. ikinize de önerim, sgk sitesine girip “bilgi edinme” kısmından bu soruları oraya da sorun. resmi cevabı almış olursunuz, çünkğ hastaneler kafalarına göre uygulama yapuyor da olabilirler.. (vatandaşın bilgi edinme hakkı kanunu dşye bir yasa var, bu yasayla bütün devlet kurumlarına soru sorrabilirsiniz 2 hafta içinde cevaplamak zorundalar).

  5. merhaba bende evlilik dışı hamileyim ve sağlık ocağında kaydım var normalde,ama ben şu anki durumumu haberdar etmek istemiyorum,sağlık ocağına bildirmem şartmı?özele gidiyorum ve özelde doğum yapıcam

    • Merhaba Çiçek,

      normalde hastaneler gebelik durumunu ağlık ocağına bildirmekle yükümlü. hamilelik risklerine ve bebeklerin terk edilmesine karşı bir tedbir diye düşün. hastaneni seçtiysen bunu onlarla konuşabilirsin, belki farklı seçenekler vardır.
      ayrıca, özellikle gizlilikle ilgili kaygıların varsa, kaydını o sağlık ocağından sildirebilirsin elbette.

  6. birşey sormak istiyorum..! yaptıgınız şeyin dinen caiz olmadığının bilincindemisiniz? yani kurani kerimde müslümanlık dininde evlilik dışı ne ilişki neden cocuk var !!! cok rahatlıkla anlatmışsınız garıbime gitti .. sonuçta ölüm var bu dünya gelip geçici neye bu kadar direniyorsunuz? direnciniz allahamı? yasaklarına mı? peygamberimize mi? kitabamı ?? herşey aleni yazıyor neyi inkar ediyorsunuz ???

    • Vildancım,

      ben ve birçok kişi, senin gibi düşünmüyoruz.
      sadece bu konuda değil, hayatın bir çok alanında dine göre yaşamayan veya dini senin anladığın gibi anlamayan dünya kadar insan var.
      mesele bundan ibaret. sence yanlış da olsa, varlığımızı kabul etmekten başka çaren yok. Biz de senin, buraya yazan Tuba’nın ve başkalarının fikirlerinin ve hayat tarzının bizimkinde başka olduğunu görüyoruz. Kendi namıma sana karışmak haddime düşmez. Sen de lütfen bize karışma, alışmaya çalış. Allah mesut bahtiyar etsin seni kendi yolunda.

    • Afedersiniz ama niçin herkesin Müslüman olduğunu düşünüyorsunuz? İnsanlar başka bir dine mensup olamazlar mı,ya da dinsiz olamazlar mı? Bu durum kimseyi ilgilendirmez. Herkes kendi inancını yaşar,herkes kendinden mesuldür Vildan hanım!

  7. İki bekar insanin ayni evi paylasmasina,evlenmeden cocuk sahibi olmasibi garipsemiyorum ama birlikte yasiyorsunuz,iki tane güzel çocuğunuz var,birlikte bu hayati paylaşmaktan zevk aliyor ve birbirinizi seviyorsunuz,neden evlenmek istemiyorsunuz ki? Yazdiklarima cevap vermeye bilirsiniz sadece dusuncelerimi paylaşmak istedim.

  8. sanırım hamıleyım yarın tekrar gebelık testı yapacagım sevgılımde bende unıversıte oğrencısıyız ve ona soylemedım hayatını mahvedecekmıs gıbı hıssedıyorum evlılık nıyetım yok ama aılelerımızın bu haberı sukunetle karsılayacagını dusunmuyorum,intıhar ,kımlık degıstırıp ortadan kaybolmak gıbı planlarım vardı ama burdan güç aldım yapabılırım sevdıgım adamla benım cocugumuz bu, tesekkur ederım zeynep

  9. Allah inancını yok belli asla siz ve sizin giberi normalgörmeyecek vegösterrmeyeceğim bilmelisinizki bu yaptığınızı bizler kınıyoruz

  10. Ayrıca hiç bir şeye inanmıyor da olabilirsiniz buda bir şeyi değiştirmez belliki bu milletin kodlarını değiştirmeye çalışan öyle yada böyleerdensiniz belki de parayla bu milletin içine sokulan bir ajansınız kimbilir.Allah yaptığımızdan hesap soracak ona inanmasanızda

  11. Merhaba zeynep hanım
    Ben evlilik dişi ilişki yaşadım .ilişki yaşadıgım kişi evli fakat karısıda beni biliyor eşiyle birlikte oldugumuxuda bılıyor ve destekliyor karısı beni çok sevıyor onun 2.esı gibiyim hiçbir sıkıntı yok ama suan sıkıntı istem dişi nasıl oldu bılmıyorum ama hamile kaldım suan 4-5haftalık hamileymisim ve ben bu bebeği bu sartlarda istemiyorum ama bir yandan bi cana kıymak istemiyorum bunu aileme nasıl soylerım ve insanlar ne der evlensem onunla evlenemem cünkü evli 2.nikah olmaz aılem bu duruma ne der ve ben nasıl doguracam bu bebegı bana yardımcı olabılırmısnız kafayı yicem 😞😞

Yorum yazabilirsiniz (kaydolmaya gerek yok)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s